Kayıplar ve zorluklar insanı olgunlaştırıyor

“Kayıpların, zorlukların insanları olgunlaştırdığını ve güçlendirdiğini erken yaşta öğrendim” diyen Habib, soruna değil çözüme odaklı, krizlerden etkilenmeyen, pozitif bir bakış açısı geliştirdiğini söylüyor.

Bugünkü konuğumuz Doret Habib. İletişim sektörüne çeyrek asrını vermiş bir iletişim gurusu. Ödül üzerine ödül almış bir kişi. Ulusal ve uluslararası çapta birçok markaya danışmanlık veriyor. New York’ta çocuk hakları konusunda yaptığı sunum CNN International’da canlı yayınlanmış. Birleşmiş Milletler’de (BM) konuşurken hem de. Gıda sektöründeki çalışmaları ile ikinci kez BM’den ödül almış. 2012’de “Yılın Altın Adamı” seçilmiş. DÜNYA Gazetesi tarafından, Kadınlar Günü’nde Türkiye’nin en güçlü 15 kadını arasında gösterilmiş. Daha neler var neler ama, bu sayfaya sığmaz. Paylaşmasak olmazdı…

– Doret Habib nasıl bir insandır?

Yardımlaşmanın, birliğin önemine inanan, sevgi dolu bir ailede büyüdüm. İnsanların maddi hesabının yanı sıra manevi değerlerine de yatırım yapmasının önemini kavradım. Böylece katma değer yaratmayı seven hayat felsefem gelişti. İnsanlık için yaptığım projeler, küresel ölçekte ödüllerle de hayat yolculuğum renklendi. Açıkçası, kurumların ve kişilerin sosyal sorumluluk konusunda daha duyarlı olmalarını önemsiyorum. UNICEF işbirliği ile TOÇEV ve Türkiye Çocuk Hakları Koalisyonu Genel Koordinatörlüğü’nü üstlendiğim zaman yürüttüğüm lobi kampanyası sayesinde Birleşmiş Milletler Dünya Çocuk Zirvesi’nde ilk kez Türkiye’ye konuşma hakkı kazandırdım. Kofi Annan ile yapılan toplantıda Türkiye’yi temsil ettim. Türkiye Down Sendromu Derneği’nin kuruluşunda, konumlandırmasından tanıtım çalışmalarına kadar aktif rol aldım.

“ŞANSLI YÖNLERİMDEN BİRİ AİLEM”

– Ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Çok küçük yaşta babamı kaybettim. Kayıpların, zorlukların insanları büyüttüğünü, olgunlaştırdığını ve güçlendirdiğini erken yaşta öğrendim. Annem hayata karşı dik duran, çok güçlü, tutuğunu koparan bir iş kadınıydı. Annemin ikizi teyzem de aynı şekilde. Bir koltuğa 5 karpuz sığdıran, kendi işleri olan o çağın nadir başarılı girişimci kadın patronlarındandılar. Bu da benim şanslı yönüm. Soruna değil çözüme odaklı, krizlerden etkilenmeyen, hayata pozitif bir bakış açısı geliştirdim.

– Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz?

Bugün istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz? Boğaziçi Üniversitesi’nde ilk pazarlama dersimi aldığımda, proje olarak jenerik markaların hikâyesini araştırmayı seçtim. Bu sektöre girişim, o süreçte yaptığım araştırmadan aldığım keyif nedeniyle oldu. Gelişmeye olan tutkum ve heyecanımdan dolayı hiçbir zaman “tamam” demeyeceğim. Hep daha ileri…

“SOSYAL MEDYA GERÇEK HAYATIN BİR İZDÜŞÜMÜDÜR”

– Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Değişen tüketici ihtiyaçlarıyla sosyal medya sadece bir araç gibi görünse de artık gerçek hayatın izdüşümüdür. Bu sebeple dikkatli, stratejik ve doğru etkili kullanım her zamankinden daha önemli bir hâle geldi.

– Yaptığınız iş dünden bugüne ne kadar değişti?

Sektöre ilk başladığım gün ile bugün arasında bütünsellikten bireyselliğe, analogtan dijitale geçiş ile çok büyük bir dönüşüm ve değişim var.

“GÜNE ERKEN BAŞLAYIP DAHA ÇOK ZAMAN KAZANIRIM”

– Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ya da ne yapmak istediniz?

Ben işimi çok seviyorum. Azla yetinmediğimden, yaptığımın hep daha iyisini yapmak istiyorum.

– Yaptığınız işte bugüne kadar örnek aldığınız kim ya da kimlerdir?

Tecrübemde büyük katkısı olan Betûl Mardin, algının çok önemli olduğunu düşündüğümden geleceğin psikolojisini inceleyen şuur araştırmacısı-psikiyatrisi Dr. Stanislav Grof ve beynin gerçek işleyişini tanımlayan Nobel Ekonomi dalında ödül kazanmış bir psikolog olan Daniel Kahneman’ı sayabilirim.

– Çocuklarınız sizin yaptığınız işi yapsın ister miydiniz ?

Önemli olan önce mutlu olması. Kendini keşfetmesi. Neyi seviyorsa onu yapması konusunda destekledim. Ben şanslıyım, sevdiğim işi yapıyorum, onun da keyifl e istediği bölümü okuduğunu görmek en büyük hediyem.

– Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır?

Özellikle sizin mesleğinizde… Eğitim yüzde 30, ilişki yüzde 30, tecrübe yüzde 40.

– Bu işte ekmek var mı? Varsa nereden başlamalı?

Öncelikle iyi bir eğitim almak önemli ve her gün kendini geliştirmek gerektiren bir meslek olduğundan gelişime açık olmak çok önemli. Çok okumak, güncele meraklı olmak, hızlı ve pratik olmak önemli. Önce kendi tanımakla başlaması lâzım, insanın kendini keşfetmesi çok önemli.

– Hiç unutamadığınız bir anı var mı?

Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran? 2002 krizinde işten çıkarılmıştım. Sebep olarak çocuğum olması gerekçe gösterilmişti. Çok kızmıştım, çünkü; çok başarılı olmama rağmen anne olmam işten çıkarılmama sebep olmuştu. Cuma günü işten çıkarıldım ve pazartesi günü yeni iş teklifi geldi. Gelen iş ise Türkiye Çocuk Hakları imza kampanyasının iletişim çalışmaları idi. Hemen kabul ettim ve proje bittikten sonra New York’tan gece yarısı bir telefon ile davet aldım. Rüya gibiydi. Yürüttüğüm kampanya, Çin’in nüfusuna rağmen, en çok imza toplayan ülke seçilmişti. Dünya ödülünü alma, ülkemi Birleşmiş Milletler’de ilk kez temsil etme şansına ulaştım, ülkeme fon gelmesine olanak sağladım. Her şerde bir hayır var dedim. Şayet işten çıkarılmasaydım o ödülü alamazdım ve de ardından 2003’te kendi şirketimi kuramazdım. Zorluklardan güçlü çıkarak, fark yaratarak kazandım.

Prof. Dr. Emre Alkin

Kaynak: http://www.emrealkin.com

Bookmark and Share