Girişimcilik=İcat x Ticarileşme

DunyaGazetesi13012017

Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba, “Girişimcilik herhangi bir yerde kuyumcu, tekstil dükkânı açmak değildir. Girişimcilik, icat ile ticarileşmenin çarpımından oluşan bir denklemdir” diyor.

“Girişimci hep bir kişi olarak düşünülür, ama öyle değildir.”, “Girişimcinin en önemli sorunu finans değildir.”, “Türkiye’deki girişimci sayısı sanıldığı kadar çok değildir.” Bu tespitler, Girişimcilik Gurusu olarak da anılan, Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba’ya ait. Kendisiyle Türkiye’de girişimcilik meselesini konuştuk. Görüşmemizden önce girişimcilik konusunda kafamda ne varsa hepsini altüst etti. Bakın, neler anlattı. İlk sorum şuydu: Girişimci kime denir? Cevap net, diyor ki Prof. Dr. Ali Beba: “Türkiye’de girişimcilik, girişkenlik ile karıştırılıyor. Girişimcilik herhangi bir yerde kuyumcu dükkânı, organik gıda, tekstil dükkânı açmak değildir. Girişimcilik, icat ile ticarileşmenin çarpımından oluşan bir denklemdir.” Nasıl olacak bu?

Denklemi biraz açmasını istiyorum Prof. Beba’dan. Diyor ki: “Girişimcilik için icat yani yenilik olacak, bu bir patent de olabilir, ikincisi icadın ticarileşebilme kapasitesi olacak. Sonuç: Bu ikisini çarpımına girişimcilik deniyor.” Prof. Beba, bu denkleme TİCAT (Ticari İcat) adını vermiş. Şöyle açıklıyor: “İcat yoksa yani icat 0 ise, bir sayının ‘0’ ile çarpımı ‘0’ olduğu için TİCAT da sıfırdır. İcat var ama ticarileşmemiş, patent olarak kalmışsa yani ticarileşme sıfırsa TİCAT yine sıfırdır. Bu durumda her icat ticarileşemiyor, her ticarileşen şey de icat içermiyor.”
Girişimciliğin temel meselesinin, henüz giderilmeyen bir ihtiyaç olduğunu tespit edip bu ihtiyaca cevap verdiğini belirten Prof. Beba, “Ayrıca ben, bir ürünü sadece kendi coğrafyasında değil bütün coğrafyalarda satılabilir hale getirenlere girişimci diyorum” şeklinde konuşuyor.

Sayı az, arzu çok

Türkiye’de önemli bir şahsa, “Türkiye’de kaç girişimci vardır?” sorusunu yönelttiğini anlatan Prof. Beba, “Bana, ‘1 milyon 300 bin tane girişimci var’ dedi. Bunlar dükkân sahipleridir, ya ticaret ya da sanayi odalarına bir yerlere kayıtlıdır. Bunları alt alta koyarsan sayı olarak 1.5 milyonu geçebilir. Fakat bunlar anladığımız anlamda girişimci değil, bunlar iş sahipleri. İş kurma az bir şey değil, saygım sonsuz ama bizim beklediğimiz anlamda girişimcinin adedi çok değil. Girişimciliğin çok gibi gözükmesi çok olduğundan değil, arzulu çok insan var ama bunların yüzde 85’i 3 sene sonra kaybolup gidiyor. Çoğalıyor mu? Evet, bir tırmanma, bir arzu var. Türkiye, bu işi KOSGEB gibi kurumlarla, destekliyor büyütmeye çalışıyor” ifadelerini kullanıyor. Prof. Beba, “Bana göre girişimci konusunda en yoğun gözüken ülke İsrail’dir. İsrail’de çok iyi gelir getiren kurulu düzenlerini bozarak kendi işini kurma konusunda olağanüstü bir eko-sistem var. Herkes bir şeyler mutlaka yapayım peşinde. Türkiye’de böyle bir şey söz konusu değil” diyor.

‘PARA, FİKRİ VE TAKIMI TAKİP EDER’

Girişimcinin en büyük probleminin, finans olmadığının altını çizen Prof. Beba, “Girişimci için finans ilk akla gelen ihtiyaçtır fakat fikir sağlamsa, takım varsa para, fikri ve takımı takip ediyor. Bu nedenle para, girişimcinin birinci problemi değildir. Girişimcinin en önemli problemi iyi fikirlerle hiç kimsenin göremediği bir ihtiyacı görmesidir. İkincisi takımı sağlam olmalıdır. Girişimci hep bir kişi olarak düşünülür ama bu da çok yanlıştır. Girişimcinin ekibi yoksa o fikrin ticarileşmesi, TİCAT haline gelmesi mümkün değildir. Fikir ve takım, bunlar finansın önündedir.”

ARTIK İŞ YAPMANIN MEKÂNI ‘NO-PLACES’DIR

En iyi girişimcilik örneklerinden birisi olarak Starbucks’ın çıkış hikâyesini anlatan Prof. Dr. Ali Beba şöyle konuşuyor: “Fikrin çıkışında şu vardı: Zaten Washington’da birisi güzel kahve satıyordu. Girişimci birisi geldi ve dedi ki: ‘İnsanlara Third Place (Üçüncü Mekan) lazım. ‘Ne demek o? First Place (Birinci Mekan) : Home (Ev), Secondplace (İkinci Mekan): Work (İş). E, bunun dışında bir yer yapalım, hem home (ev) gibi hem de work (iş) gibi olsun. Bunu yaptı. İnterneti koydu, gidiyorsun şimdi Starbucks’a, aç bilgisayarını sabahtan akşama kadar otur, kahve iç. Girişimcilik bu. Bunun da ötesinde artık iş yapmanın yeri ‘noplaces’dır. Her yerdir. Artık yaptığınız iştir önemli olan, nerede olduğunuz değildir.”

‘Avenue’ nereye gidiyor?

Peki, girişimcilikte trend ne, avenue (yol) nereye gidiyor? Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba: “Gıda sektörü ile ilgili hala olağanüstü büyük bir boşluk var. Enerji, pil-batarya yani depolama meselesi en sıkışık alan. Üniversitelerde bununla ilgili araştırmaların artması gerekiyor. Çevre, bomboş halde duruyor. Sosyalleşmeye yönelik işler de gelişecektir. İnsanların giderek konuşmaları azalacak, bakarak anlaşmaları artacak, buna yönelik işler artacaktır. Çünkü video nesli geliyor.”

ELON MUSK VE LOUIS PASTEUR ÖRNEĞİ…

Öğrencilerinin kendisine bazen Bill Gates ve Steve Jobs’ın kendi şirketlerini kurmak için okulu bıraktıklarını hatırlattığını anlatan Prof. Dr. Ali Beba, “Bulundukları mekân onlara dar geldiği için bıraktılar okulu, beceriksiz olduklarından değil. Elon Musk, Tesla marka arabaları üretiyor. Bu adam günde 7 saat kitap okuyor. Şu anda Spaces X diye bir fi rma kurdu, Mars’a adam taşıyor. Louis Pasteur kuduz aşısını bulan grubun lideriydi. Onun zamanında dünyada kuduz diye bir problem vardı ve pek çok yerde çalışmalar yapılıyordu ama onun grubu ipi göğüsledi. Yaşanmış bir hikâyedir, Pasteur’e bir gazeteci şöyle soruyor: ‘Bu konuyu pek çok araştırma grubu çalışıyordu ama siz çözüm buldunuz. Bundan dolayı kendinizi şanslı görmüyor musunuz?’ Bu soruya cevap olarak diyor ki Pasteur: ‘Şans, en hazır olan kafalara gider.’ Bu, budur. Girişimcilikte de hazır değilsen şans gelmiyor. Her an hazır olman gerekir.”

Bookmark and Share